KIRMIZI SAÇLI KADIN Çocuklukta yarım kalan baba hikâyeleri, yetişkinlikte seçimlerimizi ve ilişkilerimizi etkiler mi?

Çocuklukta yarım kalan baba hikâyeleri, yetişkinlikte seçimlerimizi ve ilişkilerimizi etkiler mi?

Orhan Pamuk’un “Kırmızı Saçlı Kadın” romanı üzerinden Oidipus kompleksi ve baba-oğul ilişkisine psikiyatrist gözüyle baktığım kısa yazımı gönderiler bölümünde okuyabilirsiniz.

Keyifli okumalar dilerim.

1. “Kırmızı Saçlı Kadın”

Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın romanı 2016 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. İlk bakışta klasik efsanelerle modern bireyin trajedisini buluşturan bir anlatı gibi görünse de metnin derininde babalık, kimlik, kader ve toplumsal dönüşüm iç içe geçiyor. Roman daha epigraflarında Oidipus ile Şehnâme’yi yan yana getiriyor; Cem de anlatısının başında okuru “baba ve oğul olmanın sırlarına” sürükleyeceğini söylüyor.

2. Peki Oedipus kompleksi nedir?

Sophokles’in tragedyasında Oidipus, gerçek kimliğini bilmediği babası Laios’u öldürür ve yine bilmeden annesi İokaste ile evlenir. Freud bu mitten hareketle, klasik psikanalitik kuramda erkek çocuğun anneye yönelik sevgisi ile babaya yönelik rekabetini Oedipus kompleksi kavramıyla açıklamıştır. Klasik modelde kastrasyon kaygısı ve babayla özdeşleşme, bu çatışmanın çözülmesine katkıda bulunur.

Ancak Oedipus kompleksi günümüz psikiyatrisinde kanıtlanmış, evrensel bir gelişim yasası değildir. Psikanaliz tarihinin en etkili kavramlarından biri olmakla birlikte bugün daha çok ebeveyn ilişkileri, rekabet, özdeşleşme ve kuşaklar arası çatışmayı anlamaya yönelik tarihsel bir psikodinamik model olarak değerlendirilir.

Kadınlardaki karşılık için kullanılan Elektra kompleksi terimi ise Freud’a değil Carl Gustav Jung’a aittir. Freud bu adlandırmayı benimsememiş ve kız çocuklarındaki süreci de Oedipus kompleksi kapsamında ele almıştır.

 

3. Kırmızı Saçlı Kadın da tam bu baba–oğul, arzu–yasak, özdeşleşme–rekabet ve kader eksenleri üzerinde ilerleyen bir roman olarak okunabilir.

Babasının Cem’in yaşamından çekilmesi, Cem’in Mahmut Usta’da bir baba figürü araması, tiyatro çadırında Hz. İbrahim ile oğlunun hikâyesiyle karşılaşması, Şehnâme’de Rüstem’in karşısındaki savaşçının kendi oğlu olduğunu bilmeden Sührab’ı öldürmesi ve Cem ile Ayşe’nin yıllarca baba-oğul çatışmalarını konu alan metin ve resimlerin izini sürmeleri, aynı temanın farklı görünümleri olarak karşımıza çıkar. Romanın kendisi de Oidipus ile Rüstem–Sührab arasındaki temel karşıtlığı açıkça kurar: birinde oğul babayı, diğerinde baba oğulu öldürür.

Cem’in 16 yaşındayken ilişki yaşadığı Kırmızı Saçlı Kadın’ın, yani Gülcihan’ın, geçmişte babasının da sevgilisi olduğunun ortaya çıkması Oedipal göndermeyi daha da güçlendirir. Yıllar sonra Enver’in kendi oğlu olduğunu öğrenmesiyle baba–oğul hikâyesi yeni bir kuşağa taşınır. Romanın sonlarına doğru Ayşe de Oidipus ile Rüstem–Sührab hikâyelerini Cem’in karşı karşıya olduğu tehlikeyle doğrudan ilişkilendirir.

 

4. Romanın bana göre en etkileyici katmanlarından biri, mekânın dönüşümünü insanın yaşam öyküsüyle yan yana getirmesidir.

Öngören başlangıçta İstanbul’un uzağında küçük bir kasabadır. Hayri Bey burada fabrika kurabilmek için su aratır; ailesiyle geldiği bir gün oğluyla futbol oynayıp piknik yapması özellikle dikkat çekicidir. Bu kısa baba-oğul sahnesi, romandaki çatışmalı babalık örneklerinin arasında daha sıcak bir karşıtlık olarak okunabilir.

Yıllar içinde Öngören İstanbul’un genişlemesiyle dönüşür; Cem de artık bu dönüşümün dışında değildir. Bu nedenle Öngören’in eski kimliğini kaybetmesi ile Cem’in çocukluğundaki dünyadan uzaklaşması arasında simgesel bir paralellik kurulabilir.

Cem ile Ayşe’nin kurduğu Sührab şirketi ise çocuk temasının en açık karşılıklarından biridir. Roman, Sührab’ı doğrudan “bizim oğlumuz” diye tanımlar; şirketin büyümesi bir çocuğun büyümesine benzetilir. Cem de çocuğu olmamasını ve kendisinden sonra sahip olduklarına ne olacağını düşünür. Bu nedenle Sührab’ı, çocuk sahibi olma arzusu ile üretme, büyütme ve geride bir miras bırakma isteğinin kesiştiği simgesel bir “evlat” olarak okumak mümkündür.

 

5. Kadın karakterlere ise klinik tanılar koymak yerine edebî işlevleri üzerinden bakmayı daha anlamlı buluyorum. Gülcihan; arzu, tiyatro, siyaset, annelik ve geçmiş arasında hareket eden karmaşık bir karakterdir. Cem’in onunla on altı yaşındayken birlikte olduğu romanda açıkça belirtilir. Ancak bu anlatıdan hareketle Gülcihan’a psikiyatrik bir tanı yüklemek doğru olmaz.

Romanın politik katmanında baba-oğul ilişkisi giderek otorite–birey ilişkisine genişler. Devlet, gelenek ve siyasal otorite; koruyan fakat cezalandırabilen baba imgesi üzerinden okunmaya elverişlidir. Cem’in Rüstem’i “Asyalı otoriter baba”, oğulun başkaldırısını ise “Batılı isyancı birey” üzerinden düşünmesi, bu karşıtlığın romanın kendi içinde de bulunduğunu gösterir.

Romanda beni ayrıca etkileyen küçük bir ayrıntı da “babamın eski bavulu” oldu. Cem kuyuya giderken eşyalarını babasının küçük eski bavuluna koyar; Öngören’den ayrılırken de o bavul elindedir. Romanın sonunda Gülcihan’ın Enver’e “Unutma, aslında baban da yazar olmak istemişti” demesi, baba–oğul–yazarlık zincirini tamamlar. Orhan Pamuk’un Nobel konuşmasının adının “Babamın Bavulu” olması da bu ayrıntıya ayrıca güzel bir çağrışım kazandırıyor. Sayın Orhan Pamuk’un 2006 Yılı Nobel Ödülü sırasında yaptığı konuşmasını internetten ulaşabilirsiniz.

 

6. Bütün bunlardan sonra romanın bende bıraktığı temel soru şu:

Çocuklukta çözülemeyen baba hikâyeleri, yetişkinlikte gerçekten kaderimizi belirleyebilir mi?

Kırmızı Saçlı Kadın bu soruya kesin bir cevap vermiyor. Ancak insanın babasıyla kurduğu ilişkinin çocuklukta kalmayabileceğini; sevgi, otorite, özdeşleşme, başarı, ebeveynlik ve geride bırakmak istediğimiz miras üzerinde iz bırakabileceğini düşündürüyor.

Roman üzerine daha ayrıntılı okumak isteyenlere, değerli hocam Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’ın Hece dergisinde yayımlanan “Kırmızı Saçlı Kadın: Baba ve Oğul’un Karanlık Öyküsü I” ve “Kırmızı Saçlı Kadın: Baba ve Oğul’un Karanlık Öyküsü II” yazılarını da öneririm.

 

Sizce Cem gerçekten babasını mı arıyordu, yoksa kendi kimliğini mi?

 

https://www.nobelprize.org/prizes/literature/2006/pamuk/25307-orhan-pamuk-nobel-konusmasi/

 

#KırmızıSaçlıKadın #OrhanPamuk #PsikiyatristGözüyle #RomanVePsikoloji #PsikolojikModeller #Psikanaliz #OedipusKompleksi #BabaOğul #EdebiyatVePsikoloji #Edebiyat #RomanÖnerisi #KitapÖnerisi #KitapYorumu #Psikoloji #OkumaNotları